
|

Alevilik Nedir?
Bektaşilik, ana prensip ve ibadetleriyle bir sufi tarikatı iken, alevilik, Hz.Ali'nin soyundan olmaya önem veren bir kimliktir. kızılbaş alevilik ile bektaşilik arasındaki farklılaşma, siyaset temelli sosyokültürel bir farklılaşmadır.
Alevi kelimesi, islâm öncesi ve sonrası kültür ve inançları telifçi ve uzlaştırıcı bir biçimde kendine mahsus özellikleriyle ortaya koyan, islâmî inanç ve kültür olgusudur. yani alevilik, temel itibarıyla tasavvufî bir nitelik taşımaktadır.
Aleviler, allah ismini anarak gülbank çekmeyi en büyük ibadet bilirler ve kalbî ibadeti tercih ederler. alevi-bektaşi yolunun esası sevgidir. bu sevgi, allah-muhammed-ali muhabbetiyle başlar ve birbirinden ayrılmaz.
Bektaşilerin eylemci bir kimlik yerine otokton bir felsefeyi benimsemeleri, halk sufizmi şeklindeki kızılbaşlığın çevrede kalmasına zemin hazırlamıştır. kızılbaşlar, bu ayrımdan istifade eden safevilerin propagandalarıyla zaman içinde şiiliğin içine çekilmiştir. bu doğrultuda gelişen kızılbaşlık, daha çok iran'ın etkisiyle merkeze karşı politik bir tavır alan çevre hareketi olarak gelişmiştir.
Kızılbaşlık adı, 19. yy. sonlarından itibaren, yavaş yavaş yerini alevilik adına bırakmıştır. özellikle ittihat ve terakki'nin politikaları doğrultusunda, kızılbaş kavramı yerine alevilik kullanılmaya başlanmıştır. aleviliğin 19. yy.da şemsiye kavram hâline getirilerek kızılbaş, tahtacı, çepni, bektaşi gibi toplulukları da ifade etmesi, birtakım olumlu yanlarının yanında, ciddî sorunları da beraberinde getirmiştir.
Aleviliğin tarihi süreç içerisinde bağımsız bir gelişim çizgisi olduğu tezi savunulamaz. hakim tez, anadolu sosyoekolojisinde bektaşiliktir. çünkü, bektaşilik daha ziyade anadolu topografyasında elit kadro kadar, osmanlı yöneticileri tarafından da desteklenmiştir. bu nedenle, bektaşilik bir çeşit kent aleviliğidir. ancak, Horasan ve maveraünnehir gibi önemli iran kültür bölgelerinden gelen türkmenlerin taşıdıkları şia ideolojisine yatkın düşünce akımları, şamanizmle de kaynaştırılarak halk arasında yayılmıştır.
Alevilerin en önemli dini merkezlerinden birisi Hacıbektaş'tır. zira aleviler, felsefelerinin temelini Hacı Bektaş Veli'ye dayandırırlar. Hacı Bektaş Veli'nin islâm yorumu ve yaklaşımı, alevilerin hakk'a ibadet anlayışına esas oluşturur.
Hacı Bektaş Veli, 1209 yılında Horasan'ın önemli kültür merkezlerinden nişabur kentinde doğmuş, Horasan ve çevresindeki yesevi dergah ve medreselerinde eğitimini tamamlamış bir türk mutasavvıfıdır. Ahmet Yesevi'nin halifelerinden lokman perende'nin yanında manevi terbiye almış, bilahare ise anadolu'nun islâmlaştırılması çalışmalarında görevlendirilmiştir. islâmî ilimlerde otorite olacak düzeyde şer'i bilgiye sahip olan Hacı Bektaş Veli, hoşgörüyü islâm'a davet ve tebliğ aracı kullanmıştır.
bu kısa açıklamadan da anlıyoruz ki:
1. Hacı Bektaş Veli, hem ırken, hem de kültürel olarak bir türk'tür.
2. Hacı Bektaş Veli, türk-islâm ekolünün kurucularından ve sünni olan ahmet yesevi'nin ekolüne mensup bir velidir.
3. Hacı Bektaş Veli, hoşgörü ve insana saygıyı, islâm'ı tebliği aracı olarak kullanmıştır.
Hacı Bektaş Veli öğretisinin, osmanlı ordusunda önemli başarılara vesile olması, bektaşilik tarikatının saray nezdinde de kabul görmesine ve bektaşi dergahlarının yayılmasına zemin oluşturdu.
Hacı Bektaş Veli'nin hoşgörülü ve akılcı felsefesi, takibindeki bektaşilik ile alevilik arasındaki yakınlaşmanın ana koordinatlarıdır. günümüzde bu yakınlaşma öyle benimsenmiştir ki alevilik ve bektaşilik birlikte anılır olmuştur.
"Aleviliğin İran şiiliği ile bağlantısı var mıdır?" sorusu, sık sık gündeme getirilmekle birlikte, amaçlı bazı yönlendirmeler nedeniyle halen kamuoyu nezdinde açıklığa kavuşturulamamış bir konuya işaret eder. oysa iran'da alevi terimi, hz.ali'nin soyundan gelenler için kullanılmaktadır. farklı bir inanç kümesi olarak algılanmamaktadır. şii sözcüğü ise, arapça'da taraftar demektir.
Şii halkın hemen hemen tamamına yakını, alevilerin bozulmuş şiiler olduklarına inanırlar. dindar olanlar, onlara yaklaşmaya çalışır ve kendince gerçek alevilik dediği şiiliği anlatmaya çalışır. pratikte ise dindar şiiler, sünni dindarları kendilerine alevilerden daha yakın bulurlar.
Buna karşılık, anadolu'daki alevi kesim, aleviliğin şiilik ile bağlantısı olduğu söylemini şiddetle reddederek, şeriata bağlılığı çerçevesinde şiiliğin sünniliğe daha yakın olduğunu belirtirler.
Alevilik, muhalif bir kimlik midir?
Mensuplarının belirttiği üzere, alevilik, islâm'ın ilk yıllarından beri hz.ali ve nesebi lehinde islâm otoritesine muhalif bir felsefeyi barındırmıştır.
Alevilerin islâm'ı farklı yorumlamaları ve ibadetlerindeki özgünlüğü yaşam tarzlarına da yansıtmaları, anılan kesimin her zaman için istismara açık bir kitle olmasında ana etken olmuştur.
Şah ismail'in askerlerinin osmanlı ordusuna karşı savaşlarda on iki köşeli kızıl börk (şapka) giymeleri üzerine kızıl börklü veya kızılbaş olarak nitelendirilmeleri, toplumsal olarak kızılbaş teriminin hasmane ve istenmeyen, aşağılanan karşılıklarda kullanılmasına, akabinde alevilerin de kızılbaş sıfatıyla dışlanarak siyasal ve sosyolojik olarak baskılanmalarına neden olmuştur.
Osmanlı'nın devşirme yöneticileri, adaletsiz yönetime direnen anadolu halkına zaman zaman kızılbaş şeklinde tabirler kullanarak, zındık damgası vurmuştur.
Yönetimin tarihsel süreçte muhalif grupları kızılbaş olarak nitelemesi ve bu terimin ağırlıklı olarak alevilere yönelik olarak kullanılması, doktrinlerinde olmasa dahi alevilere savunma amaçlı protest bir kimlik yüklemiş oluyordu.
Bu yüklemeye, şüphe ile karışık baskılamalar da eklenince, alevilerin içe dönük ve etkileşime kapalı bir kültürel sistemi nesiller boyunca sürdürmeleri kaçınılmaz sonuç olmuştur.
Günümüzde bazı kesimlerce marksist ve materyalist bir tarih anlayışıyla ele alınarak, tarihteki uzlaştırıcı kimliğinden tecrit edilip çatışmacı muhalif bir siyasi harekete dönüştürülerek ya doğrudan islâm'a ya da sünniliğe karşı yeni bir alevi kimliği inşa edilmeye çalışılmaktadır.
Bazı çevreler de alevilik ve bektaşiliğin mezhepler üstü çoğulcu yapısını suistimal ederek, bu yapıdan farklı bir din, farklı bir mezhep, felsefi sistem veya siyasal ideoloji çıkarmaya çalışmaktadırlar.
Bu sebeple alevilerin yapması gereken, elbette modern türkiye'de toplumsal yapının birer unsuru olmak, ancak sosyolojik ve teolojik geçmişlerini, farklı bir kimlik olarak sunarak toplumsal çatışmalara fırsat vermemek olmalıdır.
Kaynak: Rıza BALCIOĞLU
|